filadamindusleri

Insanlar hakkinda yazmayi seviyorum, Bu blog belki de karakter analizleri yapabilecegim bi yer haline gelebilir, hala nasil kullanicagimi cok iyi kestiremedigim bu sanal sayfayi belki de karsilastigim, sevdigim, hic konusmadigim ama bi sekilde beni yazmaya itebilecek hayatlarla doldurabilirim. Kara Kitap'taki Galip'in tek tek insan yuzleri fotograflariyla dolu kutulari acmasini ve hepsini incedigi gunduzleri-geceleri-aylari unutmak nasil mumkun olabilir ki?

My Photo
Name:
Location: istanbul, Türkiye

Eğer bu blogu okumaya yeni başladıysanız, yazılanları en alttan yukarı doğru okumak "gösteri sürecini takip etmek" adına daha anlaşılır olacaktır.

Saturday, September 23, 2006


Kafka’yla Kemal’in arası


Gece yarısını çoktan geçtik saat 02:00 oldu bile
Ben yine gerideyim, geride
Ben donen renklere karışmış bir cüceyim simdi
Afişlerimin asılı olan duvarın gerisinde
Ben sıralı duran kitapların içindeyim simdi
Kafka’yla Kemal’in arasında
(aman be tabii ki bizim yasar kemal, Mustafa olacak hali yok
kafka’nın yanındaki)
Ben karşıki odanın perdesiz penceresindeyim
Aylar önce düşen yağmurdan kalma izin gerisinde
Sokaktan getirdiğim sandalyenin eski sahibinde
Radyoda çalan şarkının gerisinde
Dinleyenlerin de gerisinde en geride
Keranenin sokağındaki Arnavut kaldırımları dizen
İsçinin söylediği türkünün
Duvarımdaki peçeteleri gerisin geri çeviren rüzgarın
Duvarımın gerisinde sevişenlerin
Kapıcım Portekizli kadının
(pencerenin pervazına sarkıtıp göğüslerini tüm gün,
nasıl da seyrediyor her gelen geceni)
Tuvalette yanan mumun
Kafasına kurşun sıkılan bebeğin
Vodkasını biraz evel bitiren çingenenin
Ezanla sevişenlerin
“Menilmontant” metrosunu süpüren
Zenci kadının tırnaklarının
(hani şu ikinci hattaki istasyon, belleville bir sonraki durakmıydı?)
“Şarap alıcam param yok” diyen şarapçı Ahmetin
Yayamın hergun özenle konuştuğu çiçeklerin
yapraklarında sıkışıp kalmış tüm fısıltıların
Kaç Nazarın (o da kim?)
Sabaha karşı ağlayan martının
Ağlayan Çınarın
Ağlayan Yeprad’la Dikris’in
Ağlayan bombaların, kurşunların,
Camdaki yansıyan yüzümün
O yansımanın da gerisinde
Dans eden Hintli kadının
(hatırla altın dişleriyle sana sattığı kumaşı)
gerisindeyim ben……gerisinde
O renkli ışıklarla beraber süzülüyorum
cüce sağımızda mı kaldı?
(bu dünyadaki tüm sollar kaybolduğuna göre)
Ermenince bok demektir
Kafka’yla Kemal’in arası
(altıncı satırda mı yazmıştım bu cümleyi)
Anla işte durumumu;
Ka-Ke….Ka-Ke…Ka-Ke

0 Comments:

Post a Comment

<< Home