filadamindusleri

Insanlar hakkinda yazmayi seviyorum, Bu blog belki de karakter analizleri yapabilecegim bi yer haline gelebilir, hala nasil kullanicagimi cok iyi kestiremedigim bu sanal sayfayi belki de karsilastigim, sevdigim, hic konusmadigim ama bi sekilde beni yazmaya itebilecek hayatlarla doldurabilirim. Kara Kitap'taki Galip'in tek tek insan yuzleri fotograflariyla dolu kutulari acmasini ve hepsini incedigi gunduzleri-geceleri-aylari unutmak nasil mumkun olabilir ki?

My Photo
Name:
Location: istanbul, Türkiye

Eğer bu blogu okumaya yeni başladıysanız, yazılanları en alttan yukarı doğru okumak "gösteri sürecini takip etmek" adına daha anlaşılır olacaktır.

Saturday, September 23, 2006

Antranik dayday



Birileri yazmalı. Hakkında birşey yazılmadan
kimse bu dünyadan göçüp gitmemeli....
W. Saroyan

Gözlerimi açtım. Yine başka bir yataktayım. Hımm sanırım tek başımayım odada ve üşüyor bedenim. Ayaklarım yorganın dışında kalmış her zamanki gibi. Çekiyorum kendime ayaklarımı ve bedenim küçük bir bebek gibi kalıyor yorganın altında. Bu son senelerde kimbilir uyandığım kaçıncı yabancı yatak. Odada fazlaca bir eşya yok... İki komedin, bir gardrop, televizyon, arkasında tuvalet olduğunu düşündüğüm mavi boyalı bir kapı ve büyükçe camlar. Yataktan kalkıp perdeleri açmak istiyorum, ama yerler öyle soğuk ki parmak uçlarımın üzerinden iki hamlede cam kenarına gidip hızla perdeleri açıp dışarıya bile bakmadan yatağa, yorganın altına fırlıyorum yine. Bembeyaz bir şehir karsımda.Kar yağmış nerde olduğumu bilmediğim şehrime... Telefonun sesiyle irkiliyor beyaz hayaller.
Yayam....Güzel yayam arıyor. "Dün gece de aradım yoktun" diyor. "Ben nerde olduğumu biliyor muyum Yayacığım" diyesim geliyor, ama Yayam belli ki birşeyler paylaşmak istiyor benimle hiç sesimi çıkarmıyorum, zaten o nefes aldırmadan başlıyor anlatacağı hikayeye.Sesi ağlamaklı, belli ki bana telefon açmadan önce de ağlamış epeyi.


* * *

Yayam her hafta pazartesi oldu mu toplar Marmara ve Jamanak gazetelerini üst komşumuz Jermen tantiğe götürürdü. Haftadan haftaya biriken gazeteleri Jermen tantiğim hem kendi okur hem de gözleri iyi görmemeye başlayan artık 86 yaşında, 56 senedir de beraber yaşadığı kocası, dostu Antranik daydaya okurdu. Her hafta bu tiyatro büyük bir uyumla oynanır, her pazartesi alt katta biriken Marmara, Jamanaklar üst kata çıkar, okunmuşlar üst kattan alt kata inerdi....Her iniş çıkışta da Yayamın hazırladığı kahveler tüm evi kokusuyla etkisi altına alırdı. Ben ise yurt dışından döndüğüm her günün ilk saatleri hal-hatır sormak için üst kata çıkar ve her seferinde yüzlerindeki o kocaman gülümsemeyle karşılaşır 'yorganın altındaki üşüyen ben' gibi üşürdü her yanım sevinçten...Antranik daydayı ise her dönüşümde biraz daha çökmüş, biraz daha oturduğu koltuğa gömülü bulurdum. Şişli'ye taşındığımızdan beri, on seneyi aşkın bir süredir tekrarlanan bu tiyatronun bir sahnesindeyiz simdi. Oyuncular Yayam ve Jermen tantik sadece. Bir oyuncu eksik...

Bu sefer gözler yaşlı, bu sefer kahveler her zamankinden daha acı, bu sefer daha bir kasvetli mutfak, bu sefer masanın üstünde sadece tek bir günün Marmara ve Jamanak'ı. Bu sefer oyunun son perdesi.
Antranik daydaya okunan 'satırlar' içine almışlar onu. Oyun içinde oyun olmuş hayatlar. Kapıdan çıkıp bir kat yukarıya çıktığında Jermen tantiğim, elinde Marmara ve Jamanak okuyacak kimsesi yok artık! Artık Antranik daydayım ellerinde sıkı sıkı tuttuğu Marmara ve Jamanak da. Antranik dayday siyah çerçeveler içinde hüzünle bakıyor karısına, 56 senelik dostuna, bir kere bile kırmadığı eşine dördüncü sayfadan hüzünlü gözlerle özür diliyor... Son yılbaşını bizde geçirdi Antranik dayday. Saat onikiyi vurduğunda ve dilekler tutulup birbirini kucakladığında herkes, kulağıma fısıldamıştı sessizce. ’Korkmuyorum hiçbir şeyden, tek korkum Jermen Tantiğini yalnız bırakıp göçüp gitmek bu dünyadan, tek korkum bundan ibaret...’

Birileri yazmalı. Hakkında birşey yazılmadan kimse bu dünyadan göçüp gitmemeli...

30.01.03 Belcika/ Mons

0 Comments:

Post a Comment

<< Home